Medeniyet fikrinin neresindeyiz ?

  • 2013-05-02-uni-19-seminer
  • 2013-05-02-uni-20-seminer
  • 2013-05-02-uni-01-seminer
  • 2013-05-02-uni-02-seminer
  • 2013-05-02-uni-03-seminer
  • 2013-05-02-uni-04-seminer
  • 2013-05-02-uni-05-seminer
  • 2013-05-02-uni-06-seminer
  • 2013-05-02-uni-07-seminer
  • 2013-05-02-uni-08-seminer
  • 2013-05-02-uni-09-seminer
  • 2013-05-02-uni-10-seminer
  • 2013-05-02-uni-11-seminer
  • 2013-05-02-uni-12-seminer
  • 2013-05-02-uni-13-seminer
  • 2013-05-02-uni-14-seminer
  • 2013-05-02-uni-15-seminer
  • 2013-05-02-uni-16-seminer
  • 2013-05-02-uni-17-seminer

BİF (Belçika İslam Federasyonu) Üniversiteliler birimi bu sene düzenlemiş olduğu seminerler serisini Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu, Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Dr Yusuf Kaplan’ın “Medeniyet fikri’nin neresindeyiz?” adlı sunumu ile Brüksel’de sonlandırdı. BİF bölge binasında gerçekleşen seminer Yusuf Kaplan’ın Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı, ağır bir başlık olan “Medeniyet fikri” ile alakalı yazılarını özetler nitelikteydi.

Kaplan öncelikle medeniyet fikrinin içeriğinin tek boyutlu ve yüzeysel batı anlayışlı sivilizasyon ile karıştırıldığına, medeniyetin hem maddi hemde manevi çift boyutlu anlaşılması gerektiğine, din-medine-medeniyet etimolojik, semantik ve tarihi açıdan birbiri ile alakalı kelimeler olması hasebiylede, Tanrı insan ve kainat ekseninde bulunmayan bir fikrin, medeniyetle alakası olamayacağına dikkat çekti. 2500 yıllık batı uygarlığı Tanrı insan ve kainat üçgenini bütünleyememiştir. William Mc Neill’in deyimi ile “İfratla tefrit arasında yaşanan ilişki bütünü anlamadığımızdandır.” Kendi hazlarını putlaştırıp hümanist bir yaklaşımla insanı tanrılaştıran sosyal darvinizm uygarlığı, hak, hukuk ve adelet projesini insanları öldürmeden sunamamış günümüz dahil olmak üzere 26 medeniyetten 16’sını ya fosilleştirmiş, ya da yok etmiştir. Bu medeniyet değildir diyerek sözlerine devam eden Kaplan ardından İslam tarihinin yaşadığı iki büyük medeniyet krizinden bahsetti.

13. ve 14.yy.’da yaşanan, Kurtuba’nın düşmesi ile başlayan epistemolojik ve ontolojik olan 1. Medeniyet krizini, batıdan gelen baskı ve doğudan gelen Moğol istilası tetiklemişti. Felsefi, sosyolojik, ahlaki çöküş Osmanlı döneminde akide, fikir ve Ehli sünnet sütunlarına dayanarak ve İbn-i Haldun, Gazali, İbn-i Arabi gibi düşünürlerle aşılabilmiş bir gerçektir. İstanbul’un feth edilmesi ile de İslam tekrar hakim kılınmıştır. Ayrıca kuşatma esnasında gemilerin karadan yürütülme vakası bir cengaverlik örneği olmayıp, hak ve adaletten ödün vermeyen bir zihniyetin göstergesidir diyen Kaplan ekledi: “Şeyhülislam’ın fetvası üzerine Fatih, surların yakınında yaşayan masum halkı gözeterek zamanın en gelişmiş teknolojisine sahip olduğu halde surlara saldırmayıp Tanrı fikrini yitirmeyen bir medeniyetin adaletini göstermiştir.”

Haklar rejiminin bittiği hazlar rejiminin üstün olduğu dünyada, insanlığın önündeki tek seçenek olmamız hasebi ile, son 2yy’dır 2.Medeniyet krizini yaşayan, vazifesini insanları müdafaa etmek değil, onlara tebliğ etmekte bulan İslam coğrafyası, içeriden misyonerlik ve dışarıdan işgal faaliyetleri yürütmemesine, saldırı savaşı değil müdafaa savaşı yapmasına dahi fetret dönemini yaşamaktadır. Ancak büyük atılımların büyük krizlerde çıkacağına değinen Kaplan ilim(vahiy akval söz) irfan(efal fiil) ve hikmetin (ahval hal)Mekke ve Medine sürecinden sonra sadece müslümanlara değil tüm dünyanın sorunlarına, alemlere rahmet olan Hz.Peygamber’in(s.a.v.) Sünnet-i Seniyye’si ile medeniyet olacağı barizdir diyerek konuyu nesneleşen batının özneleşen İslam’ın önünde eğilmesi gerektiğine bağladı. Avrupadaki konumumuza ve taşıdığımız değere defalarca dikkat çekti.

İlerleyen saatlerde program soru cevap şeklinde devam etti. Yaklaşık 40 kişinin katıldığı bu gecenin anısına Kaplan’a yapılan hediye takdiminden sonra program sona erdi.
-Haber: Risalet Karaaslan-

Haber ile ilgili resimler : -foto Adem Güngörmüs-

You may also like...