BİF KGT üniversiteliler birimi: Usûlü-l Fıkh başlığı altında özel eğitim

This slideshow requires JavaScript.

Yrd.Doç.Dr. Mehmet Gayretli ile “Usûlü-l Fıkh” ilmi
Bu yıl ikincisi gerçekleşen, “Usûlü-l fikh” konu başlığı altında düzenlenen özel eğitim, 17 eylül tarihinde başlayıp, 20 eylül Pazar günü sona erdi. Bu dört günlük eğitimde Fıkıh ilmi  ve metodolojisi hakkında genel bir bilgiye sahip olmak için Belçika’nın bir çok tarafından katılan yaklaşık 30 üniversiteli öğrenci BİF Bölge binasında bir araya geldi. Erzincan üniversitesi İlahiyat Fakültesinin dekan yardımcılığını sürdüren Yrd.Doç.Dr Mehmet Gayretli beyfendi, bu konuyu ele almak üzere Belçika’ya davet edildi.
Eğitimin ilk günü Hocamız Usulü-l Fikh ‘a genel bir giriş yaptı :

Fıkıh uslü ilmi dünya da ilk Müslümanlar tarafından tanımlanmış, tebe-i tâbiîn dönemindeki fikir ayrışımlarından
ortaya çıkan sorunları çözmek için koyulan hukûki kaydelerden ibarettir.
Fıkıh ilmi, Ebû Hanefiye göre, amel yönünde insanın haklarını ve görevlini bilmesi,
ve sonrasında kur-ân ve sünneti anlamak ve kavramak için ihtiyaç duyulan bir ilim dalı olarak tanımlanmıştır.
Fıkhın kelime anlamı derin anlayıştır, ayetler ve hadislerden yola çıkarak hayata dönük sonuç sunmak için bu ilim dalına büyük gereksinim duyulmaktadır. Bu ilme sahip olan kişiye ise Fâkih denilir.

Usulü fıkıh ilminin islami ilimlerdeki yeri 4 temel faydasından ibarettir :
– içtihad yeteneğine yani müctehid olan alimlerin içtihada nasıl yön vereceklerini öğretir
– tabii olunan Mezhep İmamlarının hükümlerine gönül ferahlığı ile tabi olmayı ve müctehidleri daha iyi anlamayı, kavramayı sağlar
– yeni meselelerde nasıl hüküm verileceğini ortaya çıkarabilmede yardımcı olur
– ortaya koyulan görüşler arasında müslümanın tercih yapabilmesini sağlar

İlmin değerini ve anlamını şu şekilde özetliyebiliriz : “ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkal yakîn”

Balı bilmeyen birine balı anlatmak o kişinin ilmel yakîn mertebesine ulaşmasına vesile olur. O kişi balı gördüğü anda ise balın ne olduğunu daha iyi anlar ve aynel yakîn mertebesine ulaşır. Lakin o kişi balı tattığında balı tümüyle çözer ve kavrar ve son olarak hakkal yakîn mertebesine ulaşır. Sonuç olarak bizlerinde bu örnek deki gibi ilim öğrenmemiz, uygulamamız ve bu şekilde hakkal yakîn’e ulaşmada yol sürdürmemiz gerekir.
Diğer günlerde hocamız fıkıh usûlüne has kavramlar olan hüküm ve delil kavramı ve çeşitleri üzerinde durdu.
Şer-î deliller hiçbir zaman aklı selim ile çelişmediğini savundu.

 

Ardından sırayla, meşrutiyetinden ihtilaf edilmeyen yani Kuran’ı Kerim, Sünnet, İcma ve Kıyas delilleri üzerine durdu.
Günümüze ulaşan çoğu mezhep farklılıklarına değinildi. Bu farklılıkların çoğu Haberi Vahit dediğimiz Sünnetlere dayalı olmasıyla beraber, Mezhep imamların bu sünnetlerde izlediği farklı kriterler bugün ki mezhep farklılığın çoğunu açıklamaktadır.

Sonrasındada meşrutiyetinden ihtilaf edilen  Maslahati Mürsele, Örf, Öncekilerin Şeriatı, İstihsan, İstishab, Sahabi kavli ve Seddi Zeria delillerini detaylarıyla işledi.

İçtihad yapan kişide aranacak özellikler ve müctehid olmanın şartları üzerine vurgu yaptıktan sonra hocamız son olarak bizlere Avrupada yaşayan Müslüman Gençler hakkında genel izlemini ve yapmamız gerekenler, gözetmemiz gereken yol hakkında nasihatte bulundu ve karşılıklı bir sohbet ortamı oluştu.
Bu özel eğitim sonrası gençlerimiz müctehitler içtihat ederken hangi yolu izlediklerini öğrenmiş oldular. Hükümlerin dayalı olduğu delillerden bilhassa metot ve sonuç’a kadar hocamız genel olarak gençlerimizi bilgilendirmiş oldu.

 

Bunun yanı sıra BİF Bölge Başkanı Ekrem Şeker bey ve BİF KGT Başkanı Tuba Baran hanımın selamlama konuşmaları eğitimimize teşrif etmiş oldular.

Eğitimimize grup halinde terimler üzerinde durarak bir ders tekrarı ve genel bir değerlendirme orataya çıkan pozitif geri dönüşüm ile sonlandırıldı.

You may also like...