BİF KGT Üniversiteliler birimi bir geziyi daha geride bıraktı. 10-12 mart tarihleri arasında Malta’ya gezi düzenleyen 20 kişilik ekip sâlimen yurda geri döndü.

  • FullSizeRender(1)
  • FullSizeRender
  • IMG_4752
  • IMG_4753
  • IMG_4760
  • IMG_4789
  • IMG_4790
  • IMG_4865
  • IMG_4869
  • IMG_4874
  • IMG_4875
  • IMG_4882
  • IMG_4884
  • IMG_4885

BİF (Belçika İslam Federasyonu) KGT (Kadınlar Gençlik Teşkilatı) Üniversiteliler birimi bir geziyi daha geride bıraktı. 10-12 mart tarihleri arasında Malta’ya gezi düzenleyen 20 kişilik ekip sâlimen yurda geri döndü.

İlk durak olarak Malta’nın ikinci büyükşehri Mosta‘yı ziyaret eden grup şehrin en ünlü simgelerinden olan Roma Katolik kilisesini (Rotunda Santa Marija Assunta) gezdi. Roma’daki Panteon’dan (‘tüm tanrıların tapınağı’) esinlenerek yapımı 30 sene süren ve 1860 yılında tamamlanan kilisenin yuvarlak ve desteksiz kubbesi https://www.cialissansordonnancefr24.com/ 45 metre çapa sahip ve sıralamada Avrupa’da üçüncü oluyor. İlginç bir geçmişe sahip olan kiliseye Ikinci Dünya Savaşı’nda Almanlar tarafından atılan üç bomba da patlamamıştır. Bu nedenle halk tarafından mucizevi olay olarak hatırlanmaktadır. Özel bir odada maket bomba ve diğer kiliseye ait eşyalar ziyaret edilebilir.

İkinci durak 4000 yıllık geçmişe sahip, 1530 yılına kadar Malta’nın başkenti olmuş ve etrafı surlarla çevrili Mdina oldu. Fenikeliler tarafından M.Ö. 700 yılında inşa edilen şehir IX. yüzyılda Araplar tarafından fethedildikten sonra Mdina adını almıştır. Sadece 300 kişinin ikamet ettiği şehir ‘Sessiz Şehir’olarak da biliniyor. Avrupa’nın en güzel antik sur şehri örneklerinden biri olan Mdina’da ortaçağ ve barok mimarisine ait yapılar bulunuyor. Şehir bugün UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alıyor. Ekip Mdina‘da Aziz Paul Katedrali, Aziz Peter katedralini ve diğer barok stilin de inşa edilmiş yapıtları keşfetme imkanı buldu. Antik kentin ardından Rabat’da bulunan ve XI. yüzyıla ait müslüman mezarlığı ziyaret edildi.

Ahde vefa yapmak üzere tekrar yola koyulan grup Marsa’da bulunan Türk şehitliğine uğradı. Sultan Abdülaziz tarafından 1874’de yapılan şehitlikte hem 16.yy’da kuşatma esnasında şehit düşen Osmanlı askerlerinin, hem de Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler tarafından Malta’ya sürgüne götürülen ve burada hayatını kaybeden Türk ecdadının ebedi istirahatgahı bulunmakta. Günümüzde ziyarete açık olmayan Osmanlı şehitliğini dışarıdan da olsa görmek katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.

Tekrar zaman kaybetmeden otobüsle şövalyeler şehri Valletta’ya geçildi. Bu şehir büyük Osmanlı kuşatmasından (1566-1572) hemen sonra inşa edildi. Kuşatma esnasında ülkeyi savunan Grand Master Jean Parisot De La Vallette şehre adını vermiştir. Şehir yüksek surlarıyla ve sarı renkli yapıtlarıyla meşhur. Malta’nın diğer şehirleri gibi burada da cumbalı ve renkli kapılı evler görmek mümkün. Üniversiteliler burada Ulusal Savaş Müzesi’nin de bulunduğu ve Turgut Reis’in kuşatma esnasında şehit düştüğü St. Elmo kalesinde tarihi yerinde inceledi. Ardından Valetta’nın en yüksek noktasında olan ‘Upper Barrakka Gardens’ ‘den ( Üst Barrakka Bahçeleri) Malta’nın limanları ve ‘üç şehirleri’ panoramik olarak izlendi.
Günün sonunda otelin bulunduğu Sliema’da yorgunluk kahvesi içen ekip otele geridöndü.

İkinci güne 1 saatlik Sliema’da sahil yürüyüşüyle başlayan katılımcılar güzel havanın ve Akdeniz’in keyfini çıkardı. Vakit kaybetmeden balıkçı kasabası olarak da bilinen ve Arapçada liman manasına gelen Marsaxlokk’a geçildi. Burada tekne turu ile geziyi sona erdiren ekip yenilenerek yurda geri döndü.

Haber : Esra Çelik

You may also like...