BİF KGT (Belçika İslam Federasyonu Kadınlar Gençlik Teşkilatı) Üniversiteliler Birimi 17 – 19 Şubat tarihleri arasında Malmedy şehrinde 2017 sezonunun Üniyes’ini (üniversiteliler yatılı eğitim semineri) gerçekleştirdi.

  • IMG_5343
  • IMG_5384
  • IMG_5385
  • IMG_5399
  • IMG_5406
  • IMG_5411
  • IMG_5454&
  • IMG_5461&
  • IMG_5464
  • IMG_5470
  • IMG_5475
  • IMG_5477
  • IMG_5478&
  • IMG_5485
  • IMG_5496
  • IMG_5536
  • IMG_54401
  • IMG_55211
  • IMG_20170217_230103
  • IMG_20170218_093611
  • IMG_20170218_175724&
  • IMG_20170218_175745&
  • IMG_20170219_091818
  • hdr
    Hisilicon Balong
  • IMG_20170219_113213&
  • IMG_20170219_143052&
  • IMG_20170219_150134

BİF KGT (Belçika İslam Federasyonu Kadınlar Gençlik Teşkilatı) Üniversiteliler Birimi 17 – 19 Şubat tarihleri arasında Malmedy şehrinde 2017 sezonunun Üniyes’ini (üniversiteliler yatılı eğitim semineri) gerçekleştirdi.

ÜniYes “Geçmişin ışığında, Avrupa’daki Müslüman gencin kimlik gelişimi” başlığı altında gerçekleşti. Dört bölüme ayrılan ÜniYes’te Avrupa’da yaşayan müslüman gençlerin; dünü bugünü ve yarını ele alınarak farklı alanlarda konular işlendi.

İlk bölüm, cumartesi günü, BİF KT (Kadınlar Teşkilatı) kurumsal iletişim başkanı Sultan Alkış’ın “Göç tarihinden bugüne Müslüman genç” sunumu ile Avrupa’ya gerçekleşen göçün aslında halifelik dönemine dayandığı ve 1950 yıllarından itibaren Türkiye’de yaşanan krizler ve Avrupa’nın işçi eksikliği nedeniyle göçlerin fazlalaştığını konu edinmiştir. Daha sonraki yıllarda bu durumun git gide kimlik sorunlarına ve yabancı düşmanlığına dönüşerek, müslümanlara ve İslam’a karşı düşmanlık beslendiğinin altı çizilmiştir. Günümüzde maalesef bu sorunların farklı alanlarda (eğitim, sosyal faaliyetler,…) daha fazla hissedilmektedir.
Alkış, konumumuzdan dolayı donanımlı bireyler olmamız gerektiğine vurgu yaparak, Avrupa toplumunda farkımızı oluşturmamız ve daha fazla söz sahibi olmamızın altını çizdi. Bunu da ancak bilgili (eğitimli ve dil bilgisine sahip), statü sahibi, mütevazı ve Allah rızasını gözeterek hedef sahibi bir müslüman genç olma yolunda çaba göstermekten geçtiğini belirtti. ‘Gelecek nesillere ışık tutup, dil-din bağlantısını anlatarak boşluğu doldurmamız ve mutlaka vatana yatırım yapmak gerektiğini aşılamak gerekmektedir’ diyerek sözlerine devam etti. Böylece, Avrupa’nın müslümanlardan asimilasyon beklentisi ancak integrasyon olarak kalmaya devam edecektir.

İkinci bölüm ise BİF KGT başkanı Tuba Baran tarafından “Kadın, kariyer ve toplum” konusu işlenmiştir. Geçmişe baktığımızda Hint hukuku, Yunanlılar, Romalılar ve Çinliler gibi pek çok ırka ve diğer dinlere göre, kadının şeytana eş değer görülen ruhsuz, kirli ve aşağılık bir yaratıktan ibaret olduğuna inanılmaktaydı. Bunlara göre, kadın düşünemez ve böyle bir hakka sahip olamazdı. Ancak 1792 yıllarına geldiğimizde Avrupa’da kadınlar boşanma hakkı ve daha sonra ise miras hakkı kazanmıştır. Bu şekilde, kadın değersizliği yüzünden dünyada ‘feminizm’ akımı türemiştir. Halbuki İslam’a göre kadın belirli haklara sahip değerli bir varlık olarak görülmekte ve eşine Allah’ın emaneti olarak yaratıldığı bilinmektedir. Böylece, dinimize göre üstünlüğü belirleyen cinsiyet değil takva olduğunun altı çizilmiştir. Bunun yanı sıra, Baran konuşmasında, cinsiyetler arasında “eşitlik” yerine bir “eşdeğerlilikten” bahsedilmenin daha doğru olduğuna vurgu yapmıştır. Batının verdiği hürriyet ise kadın-erkek üstünlüğü şeklinde ikiye bölmüştür.

Üçüncü dersimiz, pazar günü, İGMG Merkez Teşkilatlanma başkan yardımcısı Mehmet Şenel’in sunumu ile devam etmiştir. Bu bölümde Avrupa’da Müslüman gencin kimlik gelişimini etkileyen sosyal ve kültürel faktörler konusu ile aile, siyasi partiler, dernekler, etkinlikler ve dini görüşler ele alınmıştır. Bu faktörlerle kimlik gelişiminde artılar ve eksiler olduğuna vurgu yapılmıştır. Kimlik gelişiminin daima devam edecek bir süreç olduğunu ve bu durumun nasıl ortaya koyulduğunun önemine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda, Şenel, gençlere düşen kimlik gelişiminin artılarını geliştirip eksilerini ise azaltmaya çalışmak olduğunun altını çizmiştir.
ÜniYES’in son bölümünü ise, BİF Dış ilişkiler komisyon başkanı Fatih Bayraktar “Avrupa’daki Müslümanların sorunları ve sorumlukları” konusunu işlemiştir. Bu bölümde müslümanların Avrupa’daki sayısal durumları (oranı), kalıcılık perspektifi, Avrupa ülkelerinde gözlemlenen sorunlar ve müslümanlarda gözlemlenen sorunlar ele alınmıştır.
Yapılan araştırmalarda elde edilen rakamlara göre, müslümanlar Avrupa nüfusunun %7 civarını oluşturmaktadır. Belçika’da ise (başkent Brüksel) bu oran farklı araştırmalara göre %5 – %25.5 arasında olduğu bilinmektedir.
Birinci nesil türk göçmenlerine bakıldığında her 3 kişiden 2’si kendini Avrupa’da kalıcı olarak görürken, bu oran bir sonraki nesilde her 4 kişiden 3’ü şeklindedir. 55 yaş üzeri kişileri oluşturan gruba bakıldığında %9’u kendilerini yaşadıkları ülkeye bağlı hissetmekte, %54’ü ise bağlılıklarının Türkiye’ye daha fazla olduğunu öne sürmektedir. %30lük bir oranı kapsayan türk göçmenler ise kendilerini her iki ülkeye de bağlı hissettirkleri söylemektedir. Ancak, aynı araştırmaya göre 24 yaş altı grubunu oluşturan kişilerin %15’i yaşadıkları ülkeye, %38’i Türkiye’ye ve %39’u her iki ülkeye de bağlı olduklarını ifade etmektedir.

Bayraktar, Avrupa ülkelerinde gözlemlenen temel sorunların başında, « insanların İslam’ı bir tehdit olarak algılanması, islam düşmanlığı, din özgürlüğüne dair değerlerde eksiklerin olması (özgürlük normların genelde Hristiyan ve Yahudilerle sınırlanmış olması), kültürerarası iletişim eksikliği, medyada yansıtılan islamofobik unsurlar ve hukuki koruma mekanizmalarının çıkmazı » gibi sorunların olduğunu vurgulamıştır. Müslümanlarda gözlemlenen sorunlar ise bir yandan « dine bağlılık, dini yozlaşma ve maneviyatın korunması » diğer yandan ise « cemiyetlerin kamuoyuna yönelik tanıtım çalışmalarındaki eksiklikler » olarak ifade edilmiştir. Böylece, Avrupa’da yaşayan müslümanlar olarak üstümüze düşen sorumlulukların farkına varmamız gerektiğini bir kez daha vurgulanmıştır. Bu noktada Teşkilatımızın gerçekleştirdiği « buyrun, ben müslümanım » gibi on yargıları ve olumsuz düşünceleri bertaraf etmeyi hedefleyen ve Müslümanların toplumun bu kaygıyı taşıyan kesimleriyle iletişime geçen çalışmalarda yer almak, Fatih Bayraktar tarafından örnek verilmiştir.

Sunumların ardından “dün-bugün-yarın ve benim hedefim” adlı workshop gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada dört ayrı konuya yer verilmiştir (eğitim – kadın’ın toplumdaki yeri – iletişim – siyaset/politika) ve katılımcılar dört ayrı gruba ayrılmıştır. Böylece her bir grup, kendi konularının dün’e, bugün’e ve yarın’a göre olumlu ve olumsuz yönlerini kendi aralarında tartışmışlardır. Daha sonra, her bir grup diğer gruplara düşüncelerini sunmuş ve ardından kendi hedeflerini paylaşmışlardır. Bu çalışma bir zaman tüneli şeklinde yapılmış ve, katılımcılara farkındalık kazandırmayı ve hedef sahibi gençler olmayı amaçlamıştır.

Sonuç olarak, ÜniYES boyunca konu edilmiş “Avrupa’daki Müslüman genç” tanımı, köklü bir geleneğe ve tecrübelerle dolu bir geçmişe sahip olduğumuzun göstergesi olarak ifade edilmiştir. Bundan dolayı gençlerimiz kendilerini tanımlarken Avrupalı Müslüman (geleneği olmayan ve sömürücü) kavramı yerine Avrupa’daki Müslüman kavramını tercih etmeleri gerekmektedir. Böylece kadim bir millete ve değerlere sahip olduğumuzu unutmamamızın altı çizilmiştir.

fotoğraf : F.Hümeyra Eren

You may also like...